Bu yapıtla ilgileniyorsanız, lütfen aşağıdaki formu doldurunuz. Konuyla ilgili sizinle en kısa sürede irtibata geçilecektir.

Never Say Never I
Ahşap üzerine karışık teknik, 95 x 78.5 cm, 2014

  • Never Say Never I
  • Apex
  • A Special Santa
  • Never Say Never III
  • Never Say Never II
  • Sana Olan Sevgimden Şüphe Edemezsin XIV
  • Sana Olan Sevgimden Şüphe Edemezsin XIX
  • Dilediğin Şeye İnandır Beni I
  • Dedikodu
  • Benim Adım Ne? (detay)
  • Benim Adım Ne? (yerleştirme görseli)
  • Benim Adım Ne? (yerleştirme görseli)
  • What is My Name?
  • Ace of the Base II - Bulls Eye
  • Operations Room - Skin Job
  • Zamansız Boşluk
  • 40 Göz
  • Benim Adım Ne?

x-ist @ Art 14 London

Ali Elmacı, Ansen, Bahadır Baruter, Burçin Başar, Ceren Oykut, Erkut Terliksiz

28 Şubat - 03 Mart 2014

x-ist 28 Şubat - 2 Mart, 2014 tarihleri arasında Londra'da gerçekleştirilecek Art 14 sanat fuarına katılıyor. x-ist fuarda çağdaş Türk sanatının Ceren Oykut, Erkut Terliksiz, Ansen, Serkan Adın, Burçin Başar, Ali Elmacı ve Bahadır Baruter gibi önde gelen isimlerinin yepyeni yapıtlarından oluşan bir seçkiyi sunuyor.
 
Ansen, kendisine öz mono-dijital yapıtlarında, heykel, fotoğraf ve resim prensiplerini kaynaştırarak gündelik nesneleri dönüştürüp, yeni hikayeler oluşturur. Yapıtları içerik olarak savaş, yasaklama, adalet ve suç konularının araştırıldığı edebiyat, din ve tarih prensipleri üzerine sıkıca temellenir. Sanatçı çeşitli sembollerin kullanımıyla zenginleştirdiği öykülerini ironik bir duruştan hareketle işler. Başlangıç noktası olarak tarihi kavramları kullanan Ansen aslında öykülerini tamamen kendi imgeleminden oluşturur. Askeriye ve hükümet gibi güç sistemlerini sembolik olarak analizi günümüz siyasetine dair ipuçları verir. Estetiğinde bu sistemlerin düzen ve düzensizliği de okunabilir.
 
Ceren Oykut'un titizlikle çizdiği miniyatürleri andıran desenleri sosyal olayları tekrar yapılandırır ve hem kent yaşamına, hem de sanatçının kendisine referans olan semboller içerir. Bu kaotik sahneler kentsel dönüşüm ve sonucunda oluşan göç kültürüne olduğu kadar kentlinin bilinçaltının da tanıklığını üstlenen katmanlardan oluşur. İzleyici Oykut'un çizimlerindeki bu katmanlarda ilerleyerek içeriden biri gibi şehri deneyimler. Oykut'un yapıtları Türkiye'deki bir çok serginin yanı sıra Lyon Bienali (2009), İstanbul Bienali (2007), Arco Madrid 2013, Art Basel HK (2013), Artissima 2013 gibi fuarlarda ve bienallerde, Almanya, İtalya, Slovenya, Fransa, Polonya, Avusturya, İrlanda, Belçika, Mısır gibi birçok farklı dünya şehrinde sergilenmiştir.
 
Erkut Terliksiz, hayalgücü dünyasınıkişisel deneyimleriyle birleştiren dışavurumcu bir ressamdır. Aslında soyutlamaya yakın bir teknikle ele aldığıtüm bu yapıtlar belli belirsiz otoportreler, birçok katmana gizlenmişöyküler içerir ve sanatçının duygusal ikilemlerini betimlerler. Her ne kadar sanatçıkendisini ve iç dünyasının primitif figürlerini kamufle etse de ayrıntılarda  kişisel referansların izleri sürülebilir. İlk bakışta kurgu gibi görünen ancak kişisel hikayeler içeren bu yapıtlar izleyiciye kendi hikayesini çıkarmasıiçin sunulur. Bunlara ek olarak sanatçının bir diğer odağıçay poşeti, ahşap, perde, levha gibi deneysel malzeme kullanımıdır. "Thanks for Sharing" (Leipzig, Almanya), "Confessions of Dangerous Minds" (Saatchi Gallery, Londra) and "Happy Medium" (Nancy Victor Gallery, Londra) sanatçının katıldığı uluslararası sergilerden bazılarıdır.
 
Sosyal sorunların güncel tarihini ironi ve kitch yoluyla resmeden Ali Elmacı, kendine özgü figüratif ve öykülemeci diliyle oluşturduğu eserlerinde ailenin, toplumun, devletin, medyanın, kutsal değerlerin çıplak gözle görülmeyen yönlerini kendi kurgularıve karakterleri üzerinden ele alıyor. Sanatçı, "Beni Aradığın Yerde Değil Unuttuğun Yerde Bulursun" başlıklı serisinde desendeki ustalığını gözler önüne seriyor. "Beni Aradığın Yerde Değil Unuttuğun Yerde Bulursun" Ali Elmacı'nın bugüne kadar üzerinde durduğu iktidar-medya ilişkisi çözümlemelerinin devamı niteliğinde. Medyanın bir olayı topluma sunuş biçimi ile o durumun gerçekliği arasındaki zıtlığıanlatan yapıtlar, bu yolla medyanın toplumun ilgisini gerçeklikten kurmacaya yönelterek toplumsal unutkanlığı beslediğini vurguluyor. İktidar propagandasıyla sosyal yaşam şekillendirilirken yeni ihtiyaç listeleriyle tüketim istenilen şekilde körükleniyor. Elmacı, sunulan gerçeklikleri eleştirel bir bakış açısıyla alaşağı ederek izleyiciyi politik ve sosyal olayların gerçekliğiyle yüzleştirmeyi hedefliyor.
 
Ressam Serkan Adın x-ist seçkisinde yer alan bir diğer önemli sanatçıdır. Adın Bulgaristan (11. Uluslararası Varna Bienali, 2001), İspanya (Printmakers, 2002) ve Japonya (4. KIWA - Kyoto Uluslararası Ahşap Baskı Kuruluşu, 2003) gibi şehirlerde ödüller almış bir baskı ustasıdır. Sanatçı baskı resimdeki hünerlerini titiz bir işçilikle ayrıntılı bir şekilde oluşturduğu fotoğraf temelli akrilik resimlere taşır. Yakın bir zamanda enjeksiyon iğnesiyle akriliği pleksiglas katmanlarına aktardığı yeni bir resim tekniği geliştirdi. Bu yeni yapıt serisinin örnekleri Aralık 2013'te x-ist'te açılan solo sergisinin ardından Londra'da gösterilecek. Serkan Adın'ın tüm resimlerinde resmin mekânına sirayet eden bir gözden söz etmek ve bu göz üzerine birçok şey söylemek mümkün: Dişiliği nesne haline dönüştüren ama aynı zamanda ondan nemalanan bir kültür, kadını ancak kendi koyduğu ölçütler nispetinde tanımlayan ataerkil bir kültür, kadından korkan ve bu korkuyla kadına karşı gardını alan bir dinsel kültür…
 
Yakın zamanda keşfedilen genç yetenek Burçin Başar, bilinçaltının fark edilmeyen bölgelerinden gelen yapıtlarında gerçeklik ve hayalgücünü bir araya getirir. Batık bir şehrin izleri, bataklıkta yansıyan belli belirsiz bir figür, dışarıda bırakılmış birkaç eşya… İlk bakışta çok huzurlu görünen Başar'ın sahnelerinde tuvalden taşacakmış gibi gözüken doğanın yanında yaşam belirtleri vardır ve mistik ayrıntılar gizlenmiştir. İnsan varlığını işaret eden bu fantastik dünyada  herşey (cennet ve dünya, gerçek ve fantezi, iç mekan ve dış mekan) iç içe geçer ve birbirlerini hem gölgeleyen, hem de tamamlayan bir yapı içinde var olurlar. Biz, tüm zıtlıkları büyük bir ahenkle betimleyen Başar tarafından algılanan bu düş dünyasına tanıklık ederiz.
 
Karikatürist kimliği ile tanıdığımız Bahadır Baruter, desen ve resimdeki ustalığınıönceki sergileri "Varlık Evhamı" (2006) ve "Senin Ailen Bir Yalan Yavrum" (2012) ile kanıtlamıştır. Mizahi bir yaklaşımla Baruter, tabularıve gündelik hayatın olağan sahneleri çok sık rastlanmayan konularısorgular. x-ist'teki "Senin Ailen Bir Yalan Yavrum" başlıklı sergisinde toplumun en gizli tabularından biri olan aile kavramını gösterilmeyen gerçekleri ile ele alarak seyirciyi kendiyle yüzleştiren sanatçı, yeni serisinde (Why Does God Allow Evil?)  sorumluluklarının ve iş yaşamının ritüellerinin ağırlığı altında ezilen işadamlarının bilinçaltını işler. Bu yeni yapıtları Art 14 London'da görülebilir.


E-Katalog